08 Şubat 2008 09:30 · johnlocke
Bir mühendis olan Necdet Durmaz kendi otomobiliyle yolculuga çikmisti. Çalismakta oldugu firma tarafindan görevlendirilmis ve Istanbul'dan Malatya'ya gidiyordu. Bu ildeki fabrikada bir arizayi acilen gidermesi gerekiyordu.
Ancak yol üzerindeki Kirsehir'in Derebayiri geçerken otomobili bozuldu. Hemen köylülerden yardim istedi. Aksam vakti oldugu için kimse bir sey yapamiyordu.Necdet Durmaz geceyi mecburen orada geçirecek, sabah olunca da yakindaki bir kasabaya otomobili çekilecekti.
Kendisine hemen Köy Misafirhanesi'nde yer verildi. Necdet Durmaz burada bir süre dinlendikten sonra muhtarin yanina gitti. Muhtar misafirlerini en iyi sekilde agirlamak için her türlü ayrintiyi düsünüyor, otomobilini de merak etmemesini sorunu çözeceklerini söylüyordu. Muhtar, Necdet Durmaz o gece köy meydaninda düzenlenecek olan dügüne davet etti.
Mustafa Belli köy meydanina geldiginde , bütün kalabalik oraya toplanis egleniyordu. Davullar zurnalar çaliyor, köy halki halay çekiyordu. Bir süre sonra Necdet Durmaz gürültüden uzaklasmak için kalabaligin arka tarafina yürüdü. Agaçlarin basladigi yerde tek basina duran çok güzel bir kiz gördü. Yanina yaklasti ve onunla tanisti. Bu genç kiz köyde ögretmen olarak çalisiyordu. Istanbul'dan gelmisti.
Birlikte korulugun içinde yürüdüler. Hava oldukça serin oldugu için, Necdet Durmaz genç kiza ceketini verdi. Korulugun bittigi yerde, tepe basliyordu. Genç kiz daha fazla eslik etmemesini, evinin o tepenin ardinda oldugunu söyledi. Orada ayrildilar.
Necdet Durmaz ne o gece , ne de ertesi sabah genç kizi aklindan çikaramadi. Onu tekrar görmek istiyordu. Köy muhtarina gidip, durumu anlatti ve genç kiz hakkinda bir seyler ögrenmek istedi. Ancak o bunlari anlatirken, muhtar saskinlik içinde onu dinliyordu. Çünkü bahsettigi ögretmen geçen kis evinde çikan yanginda ölmüstü.
Muhtar Necdet Durmaz'i ikna edemedi ve birlikte o tepenin ardina hala yikintilari duran eve gittiler. Necdet Durmaz'in bunu anlayabilmesi olanaksizdi. Verdigi tüm bilgiler dogruydu ancak ona, bu genç kadinin artik yasamadigi söyleniyordu.
Muhtar sonunda dayanamayarak Necdet Durmaz'i genç kizin mezarina götürdü. Köy mezarligina girdiklerinde onlari bir sürpriz bekliyordu. Uzakta duran bir mezar tasinin üstünde Necdet Durmaz'in ceketi asili duruyordu
08 Şubat 2008 09:30 · johnlocke

Bir kurbağa ama atta olabilir
08 Şubat 2008 09:29 · johnlocke
Kurt adam ve vampir hikayesinin aslında İngiltere’ den çıktığını biliyor muydunuz. Evet 1970 li yıllarda adamın biri ismi bilinmeyen bir hastalığa kapılmış ve yaşaması için devamlı kan alması lazımmış bunun için de ömrü boyunca hastanede kalmak zorundaymış. Bu olay başına gelen kişi de doktor kendisi üstelik.Neyse adamda yüzünde ve suratında tüylenmeler başlamış ve yukarıdan yan dişlerinin ikisi hastalıktan dolayı kurt köpeklerindeki gibi uzamış artık doktorlar öleceğni söylemişler ve sonunda geceleri dışarıya çıkıp insanların evlerine girip ısırıyor ve kanlarını emiyormuş ve bu olay gerçekmiş ve bir çok hikaye buradan yola koyularak uydurulmuş.
08 Şubat 2008 09:29 · johnlocke
Yunus Emre bir sineğin kanadını kırk kağnıya yüklemiş, kırkı da çekememiş.
Şimdi kağnıların yerini otomobiller, uçaklar aldı ama sinek kanadı
yenilmezliğini hâlâ koruyor.
Bir sineğin vücudunda 12 bin devirli motor halinde çalışan o incecik şeffaf
kanatların gördüğü işi otomobiller de kendi boylarına uygun şekilde
görebilselerdi, İstanbul-Ankara arası karayoluyla 6 dakikaya inerdi!
SAATTE 5 BİN KM 
Sinek saniyede 200 defa kanat çırpar, acelesi yoksa saatte 7,5 kilometre
hızla uçar. Bu, kendi boyuna nispet edildiğinde, bir otomobil için saatte 5
bin kilometre hız demektir. Uçmak için sıçramaya bile ihtiyaç
duymaz.Kanatlar harekete geçer geçmez havada ve istediği yöne doğru
harekettedir. Kanatların arkasına yerleştirilmiş iki tane "halter", modern
uçaklardaki en gelişmiş mikroskoplardan mükemmel şekilde hesap ve
ayarlamalar yaparak sineğin dengesini sağlar. Bir de bakarsınız ki,
gözünüzün önünde bu küçük uçaklar konduğu gibi kalkıyor, kalktığı gibi
konuyor, yön değiştiriyor, dalışlar yapıyor, gözle takip edilemeyecek
manevraları sessiz sadâsız gerçekleştirerek filolar halinde odanızı hava
gösterileriyle şenlendiriyor.
UÇAĞA BENZEMEZ 
Onu uçağa benzetmek, aslında sinek için haksızlıktır. Bütün maharetleri bir
yana, temizlik için özel şekilde tanzim edilmiş tüylerle kaplı arka
ayaklarıyla tâ kanatlarının üstüne kadar uzanıp boydan boya süpürmesi bile,
"bende uçaktan daha fazlası var" demiyor mu? Hem bir uçağın sinekle
yarışabilmesi için öncelikle iniş takımlarıyla sırtını kaşıyabilmesi
gerekir!
Tavanda baş aşağı durmak, kaygan camın üzerinde dikine yürümek de, insan
medeniyetinin harikalarıyla alay edercesine bir sineğin her gün binlerce
defa tekrarladığı işlerdendir. Bu maharetin altında, sıvıdaki yüzey gerilimi
hesaplarının mükemmelliği vardır. Ama gören kim?
Karışımızda başını elleri arasına alıp temizlerken yaylı bir parçanın
hareketi gibi eğilip geri gelen o minik kafadaki dört bin tane petek göz,
güneş ışığı altında renk renk desenler çizerken, her şeyi gören, işiten, her
şeyi bilen ve dilediğini dilediği gibi yapan bir sanatkârı anlatır.
ALIŞKANLIK PERDESİ 
Her bir sinek, Âlemlerin Rabbinin birçok ismini ve yedi sıfatını bize tarif
eden bir minik kuştur. Onu bir kuş olarak gördüğümüz zaman, üzerindeki
manalar da birer birer açığa çıkmaya başlar. Gerçekte, bu muhteşem sanat
eserini bu kadar bolluğuna rağmen gözümüzden saklayan şey, ufkumuza kapkara
bir bulut gibi çökmüş alışkanlık perdesinden başka bir şey değildir. O
perdeyi bir yırtabilsek, her gün karada ve havada ücretsiz olarak
sergiledikleri gösterileriyle, aralıksız faaliyetleriyle ve durup durup
abdest alışlarıyla bu minik kuşların bize neler anlatmak istediğini
çözmekte güçlük çekmeyiz.
08 Şubat 2008 09:29 · johnlocke
Evinizin kapisina geliyorlar onemli deterjan firmalarindan birinin adini
verip yeni urunleri icin anket yapmaya, anketi kabul edersiniz da
hediyenizin 3 kg lik deterjan olacagini soyluyorlar.
Tuketici olarak size uzun sorulardan sonra yeni urunun iki ornegi oldugu
soyleniyor, Yeni urunun parfumunun iki degisik versiyonundan hangisini
begendiginizi soruyorlar, sizin de bu konuda fikriniz alinacak. Test
basliyor, Kutular aciliyor, sizde kokluyorsunuz ve tabii fenalasiyorsunuz
. Onlarda evinizi soyuyorlar!!!
Lutfen ev halkini ve de yardimcinizi onemle uyarin. Siz de unutmayin. Bu
mesaji dostlariniza forwardlarsaniz belki bir kac kisi kurtulur
08 Şubat 2008 09:27 · johnlocke
Dağıstan Devlet Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Nadia Camukova, 199.37 IQ
ile dünyanın en üstün zekálı insanı unvanını taşıyor. Prof. Camukova'nın
hafızasında tam üç bin kitap bulunuyor. Yedi dil bilen Nadia Camukova, şu
anda Türkiye'de ve Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı'nın davetlisi olarak
Ahmet Yesevi konusunda araştırma yapıyor.
DAĞISTAN Devlet Üniversitesi öğretim üyesi tarihçi ve edebiyatçı Prof. Nadia
Camukova, "dünyanın en zeki insanı" unvanını taşıyor. Prof. Camukova'nın bu
sıfatı, iki yıl önce Moskova'da düzenlenen uluslararası bir toplantıda
tespit ediliyor. 23 ülkeden bilim adamının katılımıyla düzenlenen toplantıda
yapılan ölçümde, Prof. Camukova'nın IQ'sü 140-200 aralığında 199.37 çıkıyor.
14 yaşına kadar Moskova'da yaşayan, daha sonra Dağıstan'ın başkenti
Mahaçkale'ye yerleşen Camukova'nın farklılığı, henüz bir yaşındayken doktor
olan annesi tarafından fark ediliyor ve sekiz kişilik seçilmiş öğrenciler
arasında okuması sağlanıyor. Ünlü mutasavvıf Ahmet Yesevi üzerine yaptığı
bir araştırma dolayısıyla Türkiye'de bulunan 29 yaşındaki Prof. Nadia
Camukova, sorulan soruları şöyle cevaplamış.
FAZLA OKUYAMIYORUM
Dünyanın en yüksek IQ'süne sahip olmak keyifli mi, yoksa rahatsız edici mi?
- Küçükken çok şey fark etmiyorsunuz zaten. Fark ettiğiniz şey,
yaşıtlarınızın arasında olmadığınız. Ben üç yaşındayken yedi yaşındakiler,
3.5 yaşındayken 10 yaşındakilerin arasında yaşıyordum. Ama asıl sıkıntı, 23
yaşında beyin kanaması geçirince başladı. Zihnimdeki birikimden dolayı
kanama geçirmiştim. O günden sonra fazla okuyamıyorum. Çünkü okuduğum her
şey aklımda kalıyor.
Nasıl oluyor bu?
- Bende fotografik bir hafıza var. Yüzleri unutuyorum ama okuduğum herhangi
bir kitabın bütün cümlelerini, noktasına, virgülüne kadar hatırlıyorum.
Böyle üç binden fazla kitap var hafızamda.
Mesela neler, Suç ve Ceza, Anna Karenina?
- Klasikler elbette var. Sovyetler dönemindeki eğitim sisteminde hepsini
okuyorduk çünkü. Bilgi, bilgisayarın hafızasında nasıl kalıyorsa, benim
hafızamda da öyle kalıyor.
GELECEĞİ SORUYORLAR
Kaç dil biliyorsunuz?
- Rusça, İngilizce, Fransızca, Almanca, Arapça, Türkçe ve Farsça olmak üzere
yedi dil biliyorum ve sağlık sebebiyle daha fazlasını da öğrenmek
istemiyorum.
- Peki bu kadar zeki olduğunuzu öğrenenler nasıl bir tepki gösteriyor?
Rusya'da bunun duyulmasına izin vermedim. Onun için sorun yoktu. Ama
Türkiye'de nasılsa duyuldu. Duyulduktan sonra da, bazı insanlar bana
geleceklerine dair sorular sormaya başladılar. Neden bilmiyorum ama bir tür
falcı veya medyum muamelesi yapıyorlar bana.
08 Şubat 2008 09:26 · johnlocke
Bosna-Hersek'in Milosevac Kasabası'nda oturan 75 yaşındaki Nedeljko İlincic ilk evliliğini yaptığı 15 yaşından bugüne kadar 162 kez evlendiğini ve 100 kere daha evlenmeyi düşündüğünü söyledi.
Eski evliliklerinden 14 çocuğu olan emekli garson İlincic, haftalık Svet dergisine verdiği röportajda, "İlk evliliğimi henüz çocukken ailemin zoruyla benden 20 yaş büyük Joka adında bir kadınla zengin olduğu için yaptım. Ancak ilişkimiz kısa sürdü; çünkü onu sevmiyordum. Sonra kısmetim açıldı ve birkaç sene veya bir-iki hafta süren toplam 162 evlilik gerçekleştirdim. Halihazırda bekarım ve beni bekleyen Janja ve Dragica isminde Gradacac şehrinden iki gelin adayı var. Ayrıca duydum ki eski eşlerimden biri olan Petra da tekrar beni istiyormuş. Guinness Rekorlar Kitabı'na girmek istiyorum" diye konuştu.MYNET
08 Şubat 2008 09:26 · johnlocke
Yeni Ay Yılı dolayısıyla uzun tren yolculuklarına çıkan Çinliler, kalabalık trenlerde yaşanan tuvalet sorununu çözdü. İşte insanı hayrete düşüren çözüm....
Yeni Ay Yılı dolayısıyla uzun tren yolculuklarına çıkan Çinliler, trenlerdeki tuvalet sorununu yetişkinler için üretilen "çocuk bezleri" ile çözdü. Yeni yıl dolayısıyla memleketlerine giden insanların doldurduğu trenler o kadar kalabalık oluyor ki tuvaletler kullanılamıyor. Büyük bir göçmen nüfusun bulunduğu güneydeki sanayi kenti Foshan'daki süpermarketlerde yetişkin "çocuk bezi'' satışlarının, seyahat sezonunun başladığı 14 Ocak'tan beri yüzde 50 arttığı belirtildi. Aşırı talep yüzünden demiryollarının trenlerin kapasitesinin üstünde bilet sattığı, bu yüzden yersiz kalanların tuvaletler de dahil trenin akla gelebilecek her boş yerini doldurdukları belirtiliyor. Bu yıl 29 Ocak'a denk gelen yeni yıl tatili döneminde 2 milyar kişi seyahat ediyor. Bu dönemde trenler günde 4 milyon kişi taşıyor